Satın almak ya da almamak! İşte bütün mesele bu… mu acaba?

Yine bir Sevgililer Günü geliyor sayın çevre severler… Ve tabii Ocak ayının sonundan beri kafamızı nereye çevirsek bu “çok önemli kutsal aşk günüyle” ilgili reklamlar reklamlar…

Şimdi burada size pırlanta piyasasıyla ilgili pek bilinmeyen gerçekleri anlatmayı inanın çok isterdim ama “Çözüme odaklanıyoruz beyler bayanlar,” diyeceğim ve konuyu başka bir ucundan ele alacağım.

Öncelikle şunu belirteyim: Hediyeler yaşamın vazgeçilmez bir parçası. Hediye almak, hediye vermek… Bir kutlama yapmak, mutluluk paylaşmak için belki de en güzel yöntemlerden biri. Sevgililer Günüyle ilgili söylediklerime aldırmayın siz… Sonradan yaratılan, müfredat dışı bir gün bile olsa, onca koşuşturmaca ve yoğunluk arasında sevdiğiniz o çok özel insanı mutlu etmek için bir bahane olarak kullanmak da benim nazarımda olumlu ve işlevsel bir bakış açısıdır. Gerçi sevdiğini mutlu etmek için bahaneye ihtiyacı olmaz insanın ama diyelim ki işin içine hayat girdi ve siz neredeyse üç aydır sevgilinize bir çiçek bile alamadınız… Her şey mümkün arkadaşlar; burada kimseyi yargılamıyoruz.

Gelelim konumuza…

Çevreye duyarlı insanlar hediye satın alır mı? Satın alırlarsa tüketim ekonomisine katkıda bulunmuş olmazlar mı?
Evet, çevreye duyarlı insanlar hediye satın alabilirler. Burada şaşıracak bir şey yok. İşin püf noktası, çevreye duyarlı ve küçük üreticiyi destekleyen hediyeler seçmek. Misal, artık ülkemizde kendi küçük atölyesinde üretim yapan birçok insan var. Bu kişilerin ürettiği ürünlerden satın aldığınızda, o ailenin geçimini desteklemiş oluyorsunuz. Tabi ki bu da bir tüketim ama burada söz konusu olan akıllı ve yaşamı destekleyen bir tüketim…

Aradığım hediyeyi küçük üreticilerde bulmam imkansız… Peki, ben ne yapayım şimdi?
Hani bazı eşyalar vardır, bir defalığına alınır ve hayat boyu kullanılır. Kişiye lazım olan eşyalardır bunlar; belki küçük üreticilerde bulamazsınız ve illa büyük mağazalardan birine gitmek zorundasınızdır. İşte o noktada önerim, araştırmanızı çok iyi yapmanız ve bu tip hediyeleri son dakikaya bırakmamanız. Bir kereliğine alınan ve ömür boyu kullanılan eşyalarda cimrilik veya pazarlık yapmanızı da asla önermiyorum. Bir kere alın, adam gibi alın; o kadar kaliteli olsun ki ikinci bir tane almak zorunda kalmayın. Evet, bu da bir tüketimdir ama yine akıllı bir tüketimdir. Dedelerimizin, ninelerimizin yaptığı usulde bir tüketimdir.

Misal, rahmetli Ninemin kumaş makası hala duruyor. Mis gibi de kesiyor. Niye? Çünkü Ninem zamanında gitmiş güzel bir makas almış kendisine ve makasına gözü gibi bakmış. Eşyanın kendisi sağlam olduğunda ve siz o eşyanıza özen gösterdiğinizde… İşte, tüketim ekonomisine en büyük darbeyi esas o zaman indirmiş oluyorsunuz.

İlla satın almasak, kendimiz üretsek?
Sizi seviyorum sevgili okur. Evet, sevdiklerimize kendi ellerimizle hediye yapabiliriz. Hediye paketini de kendimiz yapabiliriz veya paketleme kısmı için yeniden kullanılabilir bir çözüm üretebiliriz. Misal, güzel bir parça kumaşa sarabiliriz. Belki söz konusu kumaşın bir köşesine bir not işleyebiliriz. (Evet beyler, artık siz ablanıza, annenize rica ediverin.) Hem sonra bu kumaş parçası bir mendil olarak da ayrıca kullanılabilir. (Bu eski usul kumaş mendillerin sosyal hayatımızdaki yerini pekiştirmek için her yolu deniyorum. İnanıyorum ki şifreli mesajlarıyla birlikte hayatımıza geri gelecekler, diyerek mendilimi şuracığa düşüreyim.)

Bir de elle tutulmayan, gözle görülmeyen hediyeler var…
Sevdikleriniz adına türlü hayır kuruluşlarına bağış yapmak, fidan diktirmek gibi çok şahane hediyeler de var. Bunlar da unutulmasın lütfen. Yine araştırmanızı iyi yapıyorsunuz ve güvendiğiniz kurumlara bağışta bulunuyorsunuz diye tahmin ediyorum.

Bu da benden bonus olsun:
Yukarıda çiçek almaktan bahsetmişsiniz… Kesme çiçek değil de saksı çiçeği alsak çevreye daha duyarlı bir hareket olmaz mı?
Öncelikle, çiçeklerin anlamsız bir tüketim olduğunu düşünenlere bir çift lafım var:

Çiçekler evimizin süsüdür. Şehirde değil de köyde yaşasaydık, her yürüyüşe çıktığımızda bir tutam toplar evimize getirirdik. Saçımıza da iliştirirdik bir tane, değme keyfime! Şehirde bunu yapamıyoruz diye çiçeksiz mi kalalım? Hayır efendim; çiçeksiz kalamayız, kusura bakmayın.

Şimdi gelelim soruya… Bu soruyu o kadar çok duyuyorum ki… İlk başlarda ben de hep sevdiklerime saksı çiçeği almaya gayret ederdim. Ama sonra, konuyla ilgili fikirlerim biraz değişti. Şöyle ki:

Saksı çiçeğini, o çiçeği yaşatabilecek kişilere alın! Emin değilseniz hiç almayın. Bu dünyada kaktüs öldürebilen insanlar yaşıyor. (Siz kendinizi biliyorsunuz…)

Bu konuda bana güvenin. Kesme çiçeklerin solup gitmelerine üzülüyorsanız, saksı çiçeği öldüğünde daha çok üzüleceksiniz.

Söz konusu çiçeklerse, burada tek akıllı tüketim şekli saksı çiçeği almak değildir. Kesme çiçekleri de akıllı tüketmek mümkün. Misal, yerine ve suyuna dikkat ederek güzel bir buket çiçeği en az 10 gün misler gibi yaşatabilirsiniz. Hatta yenebilir çiçeklerle ilgili bir parça bilginiz varsa, belki çiçekçinizden buketin içerisine yenebilir türlerden eklemesini isteyebilirsiniz. Böylece, mesela, bir sonraki salatanıza buketinizin içerisinden çiçekler ekleyebilirsiniz.

Peki, şimdi sorum size… Şimdiye kadar verdiğiniz hediyeler içerisinde çevreye en duyarlı hediyeniz ne olmuştu? Deneyimlerinizi bizimle paylaşmak ister misiniz?

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir